ANA MENÜ  
  ANA SAYFA
  KURULLAR
  DUYURULAR
  ETKINLIKLER
  GENEL FALIYETLER
  HAKKA YÜRÜYENLER
  AKM HABERLERI
  RESIM GALERISI
  UYDU HARİTALARI
  ALEVİ-BEKTAŞİ KRONOLOJİSİ
  SİVAS ŞEHİTLERİ
  İSLAMIN DOĞUŞU
  ALEVILIK
  => HZ.MUHAMMED
  => KIRKLAR CEMI
  => ON IKI IMAMLAR
  => 4 KAPI 40 MAKAM
  => CEMDE 12 HIZMET
  => CEM NEDIR
  => SEMAH NEDIR
  => DEDELIK NEDIR
  => MÜSAHIPLIK NEDIR
  => ERKAN NEDIR
  => MUHARREM ORUCU
  => ANADOLU ALEVILIGI
  => MASUMU PAK KIMLERDIR?
  => HZ. ALİ'DEN ÖZ DEYİŞLER
  => OCAK SISTEMI
  => ALEVI OCAKLARI
  => ALEVİ BEKTAŞİ DERGAHLARI
  => GÖRGÜ NEDİR ? DÜŞKÜNLÜK NEDİR ?
  PIR H.BEKTASI VELI
  PIR SULTAN ABDAL
  YEDI ULU OZANLARIMIZ
  ALEVI LINKLERI
  ZIYARETCI DEFTERI
  ILETISIM
  CANLI TV IZLE
  VIDEOLAR
  SON DAKIKA HABER 3
  TÜM GAZETELER
  Yeni sayfanın başlığı
4 KAPI 40 MAKAM

Hacı Bektaş Veli ile ilgili olarak üzerinde çok söz söylenmiş olan "Makalat" "Makalat-ı Hacı Bektaş Veli" adında bir kitap bulunmaktadır. 
Aslında Arapça olan Makalat'ın Hacı Bektaş Veli tarafından yazılmış olduğu söylenegelmiştir.  Yaklaşık 50 sayfalık küçük bir kitap olan Malakat'ın  giriş kısmı, Hacı Bektaş Veli'den edinilen bilgilerin nakledildiğini göstermektedir. Nakleden Seyyid Saadeddin'in Hoca Saadeddin veya Said Emre olması ihtimali vardır. Hoca Saadeddin'le Said Emre'nin aynı kişi olduğu da söylenmektedir. Dil ve tarz yönünden de bu şiirin ve nakil suretiyle de olsa "Makalat"ın Said Emre tarafından yazılmış olması kuvvetli bir olasılıktır.
Makalat'ın bölüm başlıklarının bir kısmı eserin kapsamını açıklamaya yeterlidir:

Yani Alevi-Bektaşi inancındaki dört kapı ve kırk makam Makalat'ın ana konusudur ve konu ile ilgili 135 Ayet'in Türkçe anlamı çok kısa sözcükler ve tümcelerle açıklanmıştır.
Hacı Bektaş Veli'nin “Dört Kapı Kırk Makam” öğretisinin kökenlerinde eski Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu din ve inanışlarına kadar giden izlerini bulmak olasıdır. AlevilikBektaşilik, “Dört Kapı Kırk Makam” öğretisi ile somutlaştırılmıştır. İnsan, olgunlaştırma ve yetiştirmeye yönelik evrelerden geçirilerek toplumsallaştırılmaya çalışılır. Bu yolla inanç, çeşitli kapı ve makamlara ayrılarak insanlar kurallara boğulmak istenmemektedir. Öğreti, insanlann karşısına sayısız seçenekler sunularak inançsal, düşünsel ve ahlâksal yaşamı kolaylaştırılmaya çalışılmaktadır. Alevi-Bektaşilerin yaşamlarında ilke edindiği "Dört Kapı Kırk Makam"’a ilişkin bilgilere "Makalat" ile "Fevaid" ve “Buyruk” adlı kitaplarda yer verilmiş, işlenmiştir.
Bugün yaşayan Alevi-Bektaşiler arasında yaşayan öğretideki dört kapı sırasıyla; Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat'tır. Her kapının on makamı vardır. Böylece kırk makam olmaktadır.

 Şeriat Kapısı:
Alevi-Bektaşilerin anladığı şeriat; başlangıçta kutsal kökenin bir yansıması olarak algılanan görünür nesnel dünyadır. "Zahir" değil, "batın"dır. İnsan kendi kendini eğitmeye bu evrede başlar. Kaba, kuralcı bir inanç anlayışı vardır. Bu evrenin inananı "abid" olarak adlandırılır. Makamları şunlardır:
1. İman etme: Zahir olarak; Tanrı'nın birliğine, meleklerine, peygamberlerine inanmaktır. Batın olarak ise; mürşit önünde yolun bütün kurallarına uyacağına söz verme, bu inancını ikrara bağlama, gönül yoluyla Hakk'a ilişkin anlamı, sezgiyi, bilgiyi yakalamadır.
2. Bilim öğrenme: Zahir olarak, akla ve söylenenlere dayanan bilimleri öğrenmektir. Batın olarak, tarikat yolunda gönül yoluyla önce kendini, sonra kendi özünde Tanrı'yı bulmak, bunu etiğine indirgemek ve sezgisel aklını kullanarak kesin bilgiye ulaşmaktır.
3. İbadet etme: Alevi-Bektaşilik; namaz, oruç, zekat gibi İslâmsal zahiri ibadetleri yerine getirmez. İbadet olarak Tanrı'ya yakın olmayı, Tanrı'yı içinde, gönlünde duyumsamayı anlar.
4. Helal kazanma, haramdan uzaklaşma: Zahir olarak yasal yollardan kazanmaktır. Batın olarak, gönlünü, beynini bozguncu, yıkıcı düşüncelerle doldurmamaktır.
5. Nikah kılma, evlenme: Zahir anlamda, evlilik dışı ilişkilerde bulunmama ve yakın akrabalarla evlilik yapmamaktır. Batın anlamda ise, ikrar verip yola girme ve yolda şeytana uymamaktır.
6. Çevreye zarar vermeme: Zahir olarak çevreyi kirletmemektir. Batın olarak; hiçbir şeyin nedensiz, işlevsiz oluşturulmadığı kanısıyla tüm canlı cansız varlıkları, doğayı, doğada var olan dengeyi koruyacağına, kollayacağına söz vermek ve sözünü yerine getirmektir.
7. Sünnet ve cemaat ehli olma: Zahir olarak, peygamberin buyruklarına, kurallarına uymak, Hz.Muhammed'in söz, davranış, uygulama ve onaylarını kabullenmektir. Batın olarak; yol töreleri konusunda bilgili olmak, Hz.Ali ve soyundan gelen imamların söz, davranış, uygulama ve onaylarını kabullenmek ve pire, mürşide itaat etmektir.
8. Şefkatli olma: Zahir olarak; insanlara yumuşak ve sevecen davranmaktır. Batın olarak; bütün yaratılmışlarla kardeş olmak, onları Tanrı emaneti bilip korumaktır.
9. Arı (pak) giyme, arı yeme: Zahir olarak; Kuran'ın izin verdiği şeyleri yemek, giymek ve temizliğe özen göstermektir.

 Batın olarak; tanrısal nitelikleri tanımak, onları etiğe indirmek ve davranışlarının bir parçası durumuna getirmektir. Gönül bilgisi yoluyla gerçeği yakalamak, bunu tanrısal özellikler olarak algılamak, algılanan şeyleri ahlâkın temeline indirgemek ve davranışlara yansıtmaktır.
10. İyiliklere sarılma ve kötülüklerden kaçınma: Zahir olarak; Tanrı buyruklarına uymak ve yasaklardan kaçınmaktır. Batın olarak; Tanrı'ya yaklaşmak ve sürekli bu tür bir çaba içerisinde olmaktır.

Tarikat Kapısı:
Alevi-Bektaşiliğin yol kuralları, ilkeleri, töreleri bu aşamada öğrenilir. Kısaca yola girilir. "Zahidlik"le özdeşleşilir. Hakk yolu bulunmaya çalışılır. Bu evre, kâmil insan olma sürecinde ikinci aşamadır. Eğitim ve aydınlanma olayı gerçekleşir. Tarikat Kapısı'nın makamları şunlardır:
1. El alıp tövbe etme: Bir mürşide bağlanmak, "ham ervahlık"tan ayrılıp olgun/yetkin duruma gelmek, kötü ve günah işlerden uzak durmak, Hakk'tan halka inen bir toplum hizmetlisi durumuna gelmektir.
2. Mürit olma: Mürşidin isteğine uymak, eğitim alma isteğinden olmak, düşünce ve davranış düzeyinde verilen eğitimi özümseyebilmek için içtenlikle çalışmaktır.
3. Saçını-sakalını kesme ve temiz giyinme: Alevi-Bektaşilikte cinsiyet farkı gözetilmez. "Saçını giderme", simgesel olarak "çar-darb" erkanından geçmektir. "Libas giymek"le de, Alevi-Bektaşilikte kutsal görülen "taç", "tennure", "haydariye", "kamberiye", "kemer kuşanmak", "teslim taşı" takmak gibi yola özgü giysileri giyip takıları takınmak, bu yolla ayıpları örtücü olmaktır.
4. İyilik yolunda savaşma: En büyük düşman olarak görülen nefisle savaşıma girmek, "benlik"in geçici ve dünyasal isteklerine karşı koymaktır. Kişinin kendisiyle savaşını, kendi benliğini eğitmesini amaçlar.
5. Hizmetli olma: Kendini insanların mutluluğuna adamak, bunun için her türlü özveriye katlanmaya hazır olmaktır.
6. Haksızlıktan korkma, çekinme: Tanrı yolunda yürürken, gerçeğe kavuşurken yanlış bir adım atmaktan kaçınmak ve Tanrı'nın bir yansıması olarak algılanan doğaya, insana kötülük getirecek eylem ve davranışlardan sakınmaktır.
7. Umutsuzluğa düşmeme: Kutsal gerçeğe bir gün kavuşulacağı umudunu taşımak, bunu hiçbir zaman yitirmemek, haklının haksızı yeneceğine inanmak, bu inancı sürekli canlı tutmak.
8. Hırka, zembil, makas, seccade; ibret alma ve hidayet etme: Hırka alma; tanrısal niteliklere bürünmek, kutsallık kazanmaktır. Zembil alma; irfan arayıcısı olmak, evrenin gizlerini bilmek, kavramak, gönül yoluyla sezgisel olarak bilgi edinmektir. Makas alma; tanrısal ahlâka uymayan sünnet dışındaki yenilikleri bırakmak, birey/toplum katında ahlâk dışılıklardan uzaklaşmaktır. Seccade; her zaman ve her yerde Tanrı tecellilerinin önünde olduğunu bilmek, tanrısal tecelli olarak algılanan şeye, insana büyük bir saygı ve sevgi beslemek, Tanrı sevgisini tecellisine aktararak aynı sevgiyi onda yaşamaktır. İbret alma; her şeyde Tanrı'nın bir hikmeti olduğunu anlamak, "ben" özelliklerinden arındırılmış ve "ben" özelliklerinin katılımıyla beliren toplumsal bilinçte yaratıcılık görmektir. Hidayete ermekse; Hakk yoluna girmek ve tarikatı benimsemektir.
9. Nimet dağıtma: Toplumda makam, toplumsal çevre, söz sahibi, sevgi sahibi ve öğüt sahibi olmaktır. Makam sahibi olmak; ruhsal bakımdan belli bir olgunluk aşamasına ulaşmış olmaktır. Makam, tarikat yolcusunun ruhsal bakımdan ulaştığı olgunluk evresini simgeler. Bu anlamda "post"u simgelemektedir.

Cemiyet sahibi olmak; yola (tarikata) girmek isteğinden olmaktır. Öğüt (nasihat) sahibi olmak; yol kurallarını, ilkelerini, törelerini anlatacak bilgi ve beceri sahibi olmaktır. Muhabbet sahibi olmaksa; Tanrı'ya. yol ulularına, ya da yol uğrunda yapılan bir işe, eyleme, davranışa gönülden sevgi ve bağlılık duymak, bir sorunun tartışılıp değerlendirilmesi, bir sonuca bağlanması için "muhabbet meydanı" açmaktır.
10. Aşka erme, şevke erme, özünü fakir görme: Aşka erme; tanrısal varlığı içten gelen bir eğilimle sevmek, sevilende kendini yok etmek, sevilenle bir olmak, seveni yok, yalnızca sevileni var etmektir (aşık-maşuk). Şevke erme; Tanrı sevgisinden, tanrısal tecellilerden kaynaklanan coşkuyu duyumsamaktır. Özünü fakir görme ise Tanrı uğruna dünyasal varlıklardan vazgeçmek, "ben"in geçici isteklerine kanmamak, büyüklük taslayarak tanrısal varlık karşısında bağımsız bir tutum takınmamaktır.

Marifet Kapısı:
Gönül yolunda en yüce düzeye ulaşma, tanrısal gizlere (sır) erme evresidir. Bu evre "arifler"le özdeşleştirilir. Su gibi anlık aranılır. Makamları şunlardır:
1. Edepli olma: Alevi-Bektaşiliğin ünlü ahlâk ve toplum ilkesi burada temel alınır. Eline, diline, beline sahip olmak anlayışı yaşama geçirilir. Kötü hâl ve hareketlerden uzak durmak amaçlanır.
2. Bencillik, kin ve garezden korkma ve uzak durma: Tarikattan marifete geçen kişinin bu makamdan düşme endişesini taşıyarak korkuya kapılması, kendine yönelik eleştirileri sürekli canlı tutup özünü bencillikten, kin ve garezden uzak tutmasıdır. Engelleyici bir korkunun kuşatıcılığında her vicdanın sesi dinlenerek, kendini yoklayarak, eksiklerini saptama ve geleceğe daha arınmış olarak çıkmaktır.
3. Perhizli olma: Hiçbir şeyde aşırı olmamak, aşırıya kaçmamak, ulaşılan manevî aşamanın verdiği sarhoşluktan korunmak, bu duyguyu yanlış algılayıp kendini yitirmemek ve mahrem olan şeylerden uzak durmaktır.
4. Sabır gösterme ve yetinme: Bir olgunluk evresi olarak algılanan bu makamda; Tanrı'dan başkasına yakınmamak, kutsal gerçeğe giderken aceleci olmamak, taşkınlık yapmamak, ölçülü olmak, mürşidin verdiği kadarıyla yetinmek, nefsine uyup mürşidinden kaldıramayacağı isteklerde bulunmamaktır.
5. Utanma: Yakışıksız davranışlardan ve uygunsuz işlerden kaçınmak, kınanma, ayıplanma kuşkusuyla bir şeyi yapmaktan ya da yapmamaktan sıkılmak.
6. Cömert olma: Bilgisini ehlinden esirgememek, bilgisinden lâyık olanı yararlandırmak, bunu ibadetin bir gereği olarak algılamak ve bu yolla insanın kendisini arı kılmasıdır.
7. Bilim öğrenme: Tarikat yolunda gönül yoluyla önce kendini, sonra kendi özünde Tanrı'yı bulmak, sezgisel aklını kullanarak kesin bilgiye ulaşmaktır.
8. Gösterişsiz yaşama, miskinlik: Kişinin kendisine hiçbir varlık tanımaması, teslim olması, uzlaşması, yola, yolun kurallarına tam olarak uyması ve bağlanmasıdır.
9. Arif olma (marifet/ hüner): Tanrı'nın gönül bilgisi, duyarlığı, derinliği yoluyla kendi özüyle bütünleşmesine izin verdiği ve bu yolla kendi yüce varlığını görebilmesi güzelliğini sağladığı, kendi özünü tanıma tadının zevkini verdiği biçimindeki yüksek olgunluk aşamasına ulaşmasıdır.
10. Özünü bilme: Son amacını "âlem-i ekber"de bulan ve küçük evren olarak algılanan insanı tanımak, bu yolla son amacını "âlem-i asgar"da bulan ve büyük evren olarak algılanan âlemin farkına varmak, bu bağlamda Tanrı'nın bütün sıfatlarnnn insanda ortaya çıktığının ayırımına ermektir.

Hakikat Kapısı:
Hakikat, bir ilham makamıdır. İlham doğrudan Tanrı vergisi olarak kalbe, gönülde doğan anlam, sezgi ve bilgidir. İlham, yalnızca arınmış gönüllere iner. İlhamda aldanma ve yanılma olasılığı yoktur. Hakk'ı görme, tanrısal âlemin gücü içerisinde erime, sonsuzlaşarak "bekalaşma" hakikat evresinde gerçekleşir. Kâmil insan olma yolculuğunun sonuncusu ve yetkinliğe varma aşamasıdır. "Muhibler"le özdeşleşilir. Bu evrede Hakk'tan halka inilir, yararlı işler yapılır. Düşünce aktarımında son derece cesur ve kurulu düzenin kurallarını yıkıcı, dünyasal yaşamını kurallara alan her türlü baskıya karşı tepkici bir tutum sergilenir. Hakikat kapısının makamları şunlardır:

1. Toprak (turab) olma: Herkesin "ayak toprağı" anlamında alçakgönüllü olmak Tanrı'dan gelen her şeyi gönül hoşluğuyla karşılamak, Tanrı'nın hoşnutluğunu, onayını kazanmak, kendini yol kurallarına bırakmak ve teslimiyete ermektir.
2. Tüm insanları bir görme: İnsanlar arasından din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmamak ve tüm insanların inançlarına hoşgörüyle bakmaktır.
3. Elinden geleni esirgememe: Verici olmak. Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.
4. Kimsenin ayıbını görmeme: İnsanların iyi, yararlı ve üretici yanını yakalamak; insanların kusurlarını, ayıplarını örtücü olmak, onları büyütmekten, yaymaktan kaçınmaktır.

5. Tevhid anlayışında olma: Bütün varlık türlerinin Tanrı'da "bir" olduğuna inanmak, Tanrı'dan başka varlık tanımamak, Tanrı'nın birliğine ve Ali'nin Tanrı'nın “veli”si olduğuna inanmak, Tanrı'nın görüntüsü durumundaki tüm canlı-cansız varlıkları sevmek ve bunu bir ibadet olarak algılamaktır.
6. Vahdet- i Mevcut anlayışında olma: Tanrı'ya yakın olmak, Tanrı'yla bir olmak ve Tanrı-evren-insan üçlüsünden oluşan "birliği" Tanrı olarak algılamaktır. Vahdet-i Vücut biçiminde görülen tasavvuf akımı, Alevilik-Bektaşilikte "Vahdet- i Mevcut" biçimini almıştır.
7. Anlamı bilme, sırrı öğrenme: Gönül sezgisi yoluyla duyular üstü bilgiye ulaşmak, marifete ermek; batın ve tarikat bilgisini özümsemek ve hakikate ermek; nefsin isteklerinden sıyrılıp derin düşünceye dalarak, "Tanrı evi" olarak tanımlanan gönülde ortaya çıkan örtülenmiş (gayb durumunda) şeylerin, yani Hakk'ın gizlediği/örttüğü ancak halka bildiremediği şeylerin ayrımına varmak, sırra ermek; ulaştığı anlamı, erdiği sırrı, ehil olmayandan sakınmaktır.
8. Seyrü sülüğünü tamamlama: Seyrü sülük aşamaları sıralamasında son evre olarak benimsenen ve Tanrı'dan halka dönmek olarak algılanan "seyri anillah" (Tanrı'dan yolculuk) aşamasını tamamlayıp gerçekle gerçek olmaktır.
9. Gerçeği gizlememe: Sohbette, muhabbette hakikat sırrını Hakk'tan halka taşımak; inançtan akla atlamak ve aklın öncülüğünde kâmil toplumu yaratmaya koyulmaktır.
10. Münacat ve müşahede: Tanrısal sırları ve tecellileri seyretmek, bu yolla tanrısal âlemi görmek; her an "Tanrı evi" olarak algılanan gönülde Tanrı ile söyleşide bulunmak; tarikat ulularını övmek ve onlara bağlılıklarını bildirmektir.

 

GELIN CANLAR BIR OLALIM  
   
Reklam  
   
HABERLER  
   
ÖNEMLI GÜNLER  
  2009 HZ. Ali nin Doğumu 10 Ekim 2009 Hz. Hüseyi nin şahadeti 27 Kasım 2009 Kurban bayramı 17 Aralık 2009 Muharrem orucunun başlaması 29 Aralık 2009 Aşure günü ve Kurban tığlanması 13.14.15 Şubat 2009 Hızır Orucu


 
Bugün 1 ziyaretçi (7 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=